Fenerbahçe

Spor yazarları Galatasaray – Fenerbahçe maçını değerlendirdi

ZEKİ UZUNDURUKAN – ALTIN ALKIŞLAR

Geçen hafta Süper Lig’de 23. Şampiyonluğu’na ulaşan Galatasaray, Aslantepe’de ezeli rakibi Fenerbahçe karşısında öyle bir maç çıkardı ki… Helal olsun, gerçekten Galatasaray’ın sahadaki mücadelesine şapka çıkarmak lazım. Fenerbahçe ile şampiyonluk maçı oynuyormuş gibi savaştı sarı-kırmızılı futbolcular… Adım atarken sanki havada yürüyor gibiydiler. Ateşlere basarak koşan bir takım ruhu ile bire bir mücadeleden bire bin bereket elde etti sarı-kırmızılılar.

Dün akşam Nef Stadı’nda bir destanın ayak izleri vardı. Zaniolo’nun golü ile tribünleri dolduran 52 bin Aslan Cimbomlu, çoktan karnaval havasını yaşamaya başlamıştı. 60’ta gole giden Zaniolo’yu düşüren Luan Peres’in kırmızı kartı ile Galatasaray zafere mührünü basmıştı bile. Bu sezon Süper Lig’e damgasını vuran İcardi’nin skoru 2-0’a getiren golü sonrasında tribünlerde yılbaşı kartpostallarını aratmayacak güzellikte manzaralara şahitlik ettik. Serin bir haziran akşamında Nef Stadı’nda dünyanın en güzel tribün fotoğraflarına bakarken, atların çektiği süslü faytonları, eski bayramları hatırladım. Futbol bir aşk masalı dedim. Dün gece İstanbul, Binbir Gece Masalları’nı yaşadı…

Sarı-kırmızılı kahramanlar, adeta masalların içinden çıkıp gerçeğe dönüşürken; yıldızlar yere inip, sarı-kırmızılı futbolcuların gözlerinden öpüyordu. Bu arada da sahada o kadar iştahlı bir Galatasaray vardi ki, Jesus hamle üzerine hamle yapıyordu ama bu tahrip gücü yüksek Galatasaray’ın karşısında değil Fenerbahçe, Manchester City olsa ne yazar… Tam bu cümleyi yazarken Zaniolo öyle bir gol attı ki, İrfan Can, ağlara giden topu göremedi bile… Aslantepe, Aslantepe olalı böyle bir coşku, böyle muhteşem bir takım görmedi. Galatasaray, Fenerbahçe karşısında geçen hafta ilan ettiği şampiyonluğu öyle bir taçlandırdı ki. Galatasaray, dün akşam salkım saçan yıldızlar topluluğuydu, o yıldızlardan som altından bir tasa oyuncularının teri damlıyordu.

Galatasaray’ın bu şampiyonluğu, ana sütü gibi helal şampiyonluktur. Ve Galatasaray taraftarı… Muhteşem ötesi 12. Adam katkısı… Şampiyonluğun sarı-kırmızı renk olarak yansıdığı cennet, Galatasaray tribünleriydi. Ve Galatasaraylı futbolcular, her maçta gözleri şampiyonluktan başka bir şey görmeyen futbolcular topluluğuydu. Ne hakemler, ne rakipler kimse durduramadı Galatasaray’ı. Bu şampiyonluk çok ama çok yakıştı yıldızlar topluluğu Galatasaray’a.

Aslanlar’ın başı yıldızlarda, ayakları samanyolunda… Bu takımın kod adı ŞAMPİYON! Sarı-kırmızılı takımın bu şampiyonluğunun perde arkasında Başkan Dursun Özbek’in büyük vizyonu, kibirden uzak alçakgönüllülüğü ve ustalığı; Sportif A.Ş. Başkan Vekili Erden Timur’un transferlerdeki nokta atışı hamleleri ve bilgeliği; Teknik Direktör Okan Buruk’un satranç ustalığı, maçları nakış gibi işlemesi; Galatasaraylı taraftarların Şampiyon Galatasaray’a verdiği olağanüstü destek vardı… Altın alkışlar GALATASARAY’a gelsin! Tebrikler Şampiyon Galatasaray!

ERMAN TOROĞLU – ÇATIR ÇATIR

Galatasaray geçen hafta şampiyon olmuş, tüm hafta eğlenmiş. Sadece iki idmanla çıkmışlar maça. Fenerbahçe’ye bakarsak rakip Galatasaray! Rakip Galatasaray olunca isim olarak önemli, buradan mağlup çıkmayacaksın. Hem de ikincilik de önemli, daha da önemlisi haftaya pazar Türkiye Kupası finali var. Ancak sarı-kırmızılılar sahaya sanki lig yeni başlıyormuş gibi çıktı, çatır çatır oynadı. Fenerbahçe, Galatasaray’ın bu temposuna cevap veremedi. İki takım arasındaki fark çok net bir şekilde gözüktü. Aslında Fenerbahçeli futbolcuların çatır çutur mücadele etmeleri gerekirdi. Bu Fenerbahçe’yi gördükten sonra kupa finali için iyi şeyler düşünmüyorum. Çünkü Başakşehir önceki gün genç oyuncularla Adana Demirspor’u yendi. Başakşehir’de Emre, bir hafta sonraki kupa finalini düşünerek oyuncuları oynatmadan dinlendirdi. Fenerbahçeli oyuncular ise sahada oynayarak dinlendi.

Galatasaray bu sene ligi hak etti. Zaman zaman sallandı ama genelde iyi şeyler yaptılar. Okan da bu takımı güzel idare etti. Zaniolo iki hafta evvel çok gereksiz ve futbol aptallığı çerçevesinde yaptığı hareketten atılmıştı ama dün gece Okan Buruk onu yine sahneye sürdü. Hiçbir yerden istihbarat almadım ama Mancini, Okan’ı aradı herhalde. “Ben bu oyuncuya sana yolladım. Tamam bu çocuk haşarı ama ben bunu milli takım kadrosuna aldım, sen de oynatsan” demiş midir acaba? Hiçbir şey duymadım ama büyük ihtimalle böyle bir konuşma geçmiştir. Adam tepeden tırnağa futbolcu ama arada kontaklar atıyor. Galatasaray’da görevini yapmayan oyuncu yoktu. Bilmiyorum dikkatinizi çekmiştir herhalde dün gece 22 futbolcu içinde hiç hareket etmeden, kendi kendine ısınan hiç zorlanmayan bir isim vardı. Kim o, Muslera! Allah’tan hava sıcak, soğuk olsa zatürre olurdu. Yani bu cümleden siz bu derbinin nasıl geçtiğini daha iyi anlarsınız. Türkiye’nin iki büyük takımı oynadı ama maalesef hakem bu maçın hakemi değildi. Bu arkadaşı FIFA yaptılar ama bu ikinci sınıf bir hakem. Sahada hareketleri, konuşmaları, yürüyüşü, koşuşu her şeyi ofsayt veya ofsaytımsı!

EMRE BOL – BÖYLESİNİ GÖRMEDİM

Sayın Ali Koç ve ekibi; gördünüz mü kurduğunuz kadroyu? Bu ekibin şampiyon olabilme ihtimali var mı? Bence hiçbir zaman olmadı. Peki Jesus’a ne demeli? Bazı doğru isimlerle, uyumsuz isimleri sahaya sürerek, “Ben haklıyım” demeye çalışıyor hala! Jesus Fenerbahçe’nin hocası olamaz. Böylesine “katır” inadı olan bir adam yarışamaz. Zira her daim kendini haklı çıkarmaya çalışacaktır. 60-70 dakika itibarıyla yıldızların değil, savaşçıların maçıydı. İnanılmaz ikili mücadelelere şahit olduk. Şunu çok net söyleyeyim; 20 yıldır rakibin kalibresinin bu kadar altında bir takım kurulmadı. Koskoca ilk yarıyı tek bir isabetli şut atmadan bitirdi F.Bahçe! Bu şekilde yarışman mümkün mü?

Geçen haftayı yiyip, içerek hatta sabahlayarak geçirmiş Galatasaray karşısında farklı mağlup oluyorsun. Taraftarın, şampiyonluk gitti ama bari bir derbi galibiyeti alalım derken… Hepinize yazıklar olsun! Hala hakemler, federasyon, MHK bize düşman mı diyeceksiniz? Fenerbahçe’nin düşmanı; doğru düzgün kadro yapmayan, taraftara hayal satan, gereksiz düşmanlar belirleyip cepheler açanlardır. Sezon başından beri bunu anlatmaya çalıştım. Dinleyenler, dinlemeyenler oldu. Ne yazık ki haklı çıktım. Fenerbahçe formasını, Fenerbahçe teknik direktörü ünvanını haketmeyenleri getirirseniz; Fenerbahçe başkanlığını götüremezsiniz. Layık olun Fenerbahçe’ye… Yoksa bırakın gidin! İki maçta da hakkıyla galip gelen ve şampiyon olan Galatasaray’ı kutluyorum.

LEVENT TÜZEMEN – ÇOK YAKIŞTI

Galatasaray’a Cumhuriyet’in 100. yılında şampiyonluk gerçekten çok yakıştı. Bu şampiyonluğun çok uzun bir hikayesi var. Öncelikle Dursun Özbek Galatasaray’ın başına geçti, Okan Buruk’u göreve getirdi. Erden Timur’a transferi bırakıp, yıldızları almasını sağladı. Camiaya sevgi iklimini aşıladı. Taraftara da şampiyonluk sözü verdi. Galatasaray ne zaman aile olduysa şampiyonluklar ve kupalar kazandı. Galatasaray, bir his takımı olduğunu gösterdi. Bir aile olarak halatı hep birlikte çektiler. Ve Galatasaray, 15. haftada çıktığı liderlik koltuğundan bir kere bile düşmedi, hep kazandı. Okan hoca rekorlar kırdı ve sahada oynattığı futbolla da göz kamaştırdı.

F.Bahçe’ye karşı uzun bir aradan sonra bir sezonda iki galibiyet almak, iki maçta da 3-0 yenmek, hiç gol yememek başarıların en büyüğüdür. Kadıköy ve Nef Stadı’nda elde edilen zaferler, maçların sahada kazanıldığının tam bir belgesi oldu. Kiralık olarak gelen ama 40 yıllık Galatasaraylı gibi oynayan İcardi, son haftalarda büyük sorumluluk alıp attığı gollerle takımı sırtladı. Kerem çalışkanlığı ile Torreira cesur yüreği ile mükemmel performans sergilediler. Okan hoca, bütün takıma sevgiyi ve adaleti eşit dağıttı. Kulübede oturan isyan etmedi, sonradan oyuna girse dahi Barış Alper gibi bütün gücünü sahaya verdi. Mata ile Mertens liderlik yaptı. Muslera 6. şampiyonluğuna imza atarken Galatasaray’ın tarihine altın harflerle yazıldı. Atanla tutandan başlayan şampiyonluk serüveni son olarak Fenerbahçe galibiyeti ile taçlandı. Bu şampiyonluk Galatasaray ailesine hayırlı olsun.

REHA KAPSAL – YÜKSEK VAAT

Sezonun geneline ve F.Bahçe derbisine baktığımızda G.Saray her zaman öne doğru koşan, rakibine az pozisyon veren, topu ve oyunu kontrol eden, savunma-hücum dengesini çok iyi kuran bir takım görüntüsündeydi. Ayrıca saha içi ve dışında takımın sosyal birlikteliği çok iyi sağlanmıştı. Bana göre şampiyonlukta büyük pay sahibi olan taraftarının tek sesliliği önemliydi. Tüm bunların toplamında fazlasıyla hak ettiği şampiyonluğu kazandılar. Fenerbahçe ile aradaki fark saha içi organizasyonu ve kalitesi tartışılmayacak kadar iyiydi. Geçen sene ligi son sıralara yakın bitirse de sarı-kırmızılılar yeni hoca ve yeni bir başkan ile tekrar şampiyon olma becerisini gösterdi. Bu anlamda çok farklı ve başarılı bir kulüp sarı kırmızılılar. Genlerinde bu var.

F.Bahçe’ye gelirsek… Jesus’a piyasadaki hocaların 5 katını ödeyip, geçen seneki iyi kadronun üzerine 10 transfer yaptı. Derbi kazanamadı. Jesus her fırsatta başka kulüplerle görüşerek gitmek istediğini gösterdi. İki Giresun, birer İstanbul ve Ümraniye maçlarında 9 puan verdikten sonra ‘Şampiyon olmamızı istemeyen kesimler var’ demek çok yanlış. F.Bahçe’nin yaptığı en büyük hata da hiçbir zaman öz eleştiri yapmaması, hep bahaneleri başka yerde araması. Algı ve suçlamak başarısızlığı kabul etmeyenlerin en büyük silahıdır. F.Bahçe ‘Nerde, nasıl hata yaptık’ sorusunu kendine mutlaka sormalıdır. G.Saray yüksek vaatle girdiği sezonda hedefe ulaşıp hak ettiği şampiyonluğa ulaştı. Yine yüksek vaatle sezona giren F.Bahçe için hayal kırıklığı oldu.

SERKAN KORKMAZ – WINNER

Dün geceki derbi şampiyonu belirleseydi aynı maçı izlemezdik Ancak benzer bir sonuca tanıklık ederdik. Şampiyonluğu ilan etmiş bir takıma göre çok hırslı bir Galatasaray izledik. Şampiyonluğu kaptıran Fenerbahçe, ikinciliği Beşiktaş’a kaptırma riski olan takıma göre kötüydü. Tuhaftır; Jesus, şampiyon olamayan taktiği ve takımı bozmamış, Buruk ise şampiyonluğu getiren ideal on birinden üç değişikliğe gitmişti. Galatasaray’ın üstünlüğüyle sona eren ilk yarıda tek gol Zaniola’dan geliyordu. Fenerbahçe, rakibine hiçbir sorun çıkartamıyordu. İkinci yarıda senaryo değişmedi. Peres’in, “bariz gol şansı” elde eden Zaniolo’yu düşürmesiyle sarı lacivertliler bir kişi eksilince pek çok Fenerbahçeli kanal değiştirmiştir sanıyorum.

İzlemekte ısrarcı olanların direnciniyse İcardi kırdı. Kadıköy’deki golle Türkiye kariyerini sıçratan Arjantinli farkı ikiye çıkarıyordu. Maçın yıldızı, bonservisinin taksidi başlamayan Zaniolo’ydu. İtalya milli takımına çağırılan futbolcu neden 35 milyon avro ettiğini ispatlayan muazzam bir golle İrfan Can’ı ikinci kez avladığında son düdüğe 15 dakika vardı. Sarı kırmızılılar bir anda “tarihi fark” hesabı yapmaya başlamıştı. Bir Galatasaraylı için unutulmaz bir geceydi. Gezegendeki en büyük rakibini farklı bir skorla rahat yenerek kim kupa kaldırmak istemez ki? Okan Hoca’ya bir kez daha “helal olsun”… Kutlamalardan şu maça, bu kadar yıldızlı bir takımı nasıl motive ettiğini katılımcılardan yüklü para alınan bir sertifika programında anlatsa ilgi büyük olur. Bu kadar mütevazı ve insancıl bir karakter nasıl bu kadar büyük bir “winner” olmayı başarmış, tam bir ders (hatta tez) konusu.

Related Articles

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Back to top button