
TURGAY DEMİR-ELDE BİR TEK KUPA KALDI
Bir takımı gerçekten sevebilmek için bazen ondan uzaklaşmak gerekir derler… Bu Beşiktaş’ı izlerken insanın aklına ister istemez bu geliyor. Çünkü bir Beşiktaşlı için sahadaki bu görüntüye katlanmak, futbol sevgisiyle açıklanabilecek bir durum değil. Hele ki Gomez’li, Talisca’lı, Aboubakar’lı, Babel’li, Quaresma’lı günleri görmüş olanlar için bugün izlenen şey futbol değil; hatıralarla kıyaslandığında ağır bir hayal kırıklığı…

Karagümrük ligden düşmüş. Normalde bu tür maçlar büyük takımlar için “nefes alma” fırsatıdır. Ama sahaya bakıyorsunuz; rakip planını net koymuş: İki blok halinde dizil, oyunu boz, zaman kazan… Zaten yapabileceklerinin en iyisi bu. Asıl soru şu: Beşiktaş buna ne hazırlamış? Kapanan savunmaları açabilen bir oyuncu olan Cherny kulübede, kontratak oyuncusu Bilal sahada… Bu tercih bile başlı başına bir oyun planı sorgulamasıdır. Orkun sola bakıyor; hareket yok. Sağa dönüyor; organizasyon yok. Topu alan geri oynuyor, ileriye giden top ya eziliyor ya kayboluyor. Koreli Oh ise kalabalıkların içinde kaybolmuş bir yalnızlık hikâyesi… Bir oyuncuyu bu kadar yalnız bırakıyorsanız, sorun oyuncuda değil, düzendedir.

Evet, şampiyonluk çoktan gitti. Avrupa hedefi zaten sezon başından beri gerçekçi değildi. Elde bir tek Kupa kaldı. Ama mesele sadece hedefler mi? Bu taraftar aylarca sabretti. Karşılığında en azından mücadele, istek ve biraz da umut görmek istemek çok mu? Görünen o ki ne kenar yönetiminin ne de sahadaki oyuncuların böyle bir derdi var. Ah Sergen ah… Bir inat uğruna hem takımı aşağı çektin hem de kendini tartışılır hâle getirdin. Yazık ettin… Çok yazık ettin… Sen olduğun müddetçe Beşiktaş’ı uzaktan sevmek, aşkların en güzeli galiba…

SİNAN VARDAR-TATSIZ TUZSUZ
Ligin artık sonlarına doğru yaklaştığımızda, özellikle büyük takımlar yerini garantilediklerinde onları kalan maçlara motive etmek çok kolay olmuyor. Beşiktaş’ta da ilk yarı itibarıyla gördüğüm tablo buydu. Zaten tribünler, hem pazartesi olması hem de takımın bulunduğu konum itibarıyla dolu değil. İlk yarıda oynanan oyuna baktığımızda da Beşiktaş, hem televizyon karşısında hem de stadyumda maçı izleyenleri çok fazla heyecanlandıracak bir oyun oynamadı.

İlk yarıda pas hataları oldukça fazlaydı. Olaitan, Beşiktaş adına ilk yarıda beğendiğim isimlerin başında geliyor. Emirhan Topçu çok erken sarı kart gördü. Defans mevkiinde oynayan bir oyuncunun bu kadar erken kart görmesi, ilerleyen dakikalarda ne olursa olsun sıkıntı yaratabilir. El Bilal Touré çok dağınık oynuyor, ilk yarı performansını beğenmedim. İlk yarının sonlarında Karagümrük uzaktan iyi vurdu ama Devis Vasquez iyi çıkardı ilk yarı eşitlik bozulmadan 0-0 tamamlandı.

Karagümrük ikinci yarıya etkili başladı, iki tane pozisyon kaçırdılar. Ardından Beşiktaş gol pozisyonu yakaladı ama dakika 65’e kadar bunlardan faydalanamadı. Karagümrük tamamen geri yaslandı. El Bilal Touré bu kadar kötü oynarken, Sergen Yalçın’ın hâlâ ona tahammül etmesine şaşırıyorum açıkçası. Geçen sefer de yazmıştım; Jota iyi bir performans sergilerken neden kesiliyor, neden oyuna alınmıyor anlamış değilim.

Beşiktaş oyunu tamamen Karagümrük’ün yarı sahasına yıktı ama çok fazla etkili olabileceği bir pozisyon üretemiyor. Topu bir sağdan bir sola, bir soldan bir sağa çeviriyor. Takım, hücum organizasyonları anlamında çok zayıf. Bugün izlediğimiz Beşiktaş bu açıdan yetersizdi. Sergen Yalçın bu konuda dokunuş yapamadı. Lige veda etmeye hazırlanan Karagümrük karşısında Beşiktaş sahadan bir puanla ayrıldı. Ortaya konan oyun Beşiktaş’a yakışmadı.









